18 Mayıs 2014 Pazar

Bazen yaşamaktan öyle bir utanırım ki..

madende ölümün kapısının önünde duran ve arkadaşlarının o kapıdan girdiğine şahit olmasına rağmen kurtulduğunda "beni bırakın abi, Mahmut içerde. onu alın; onun karısı hamile" diyen abimi, sedyeyi kirletmemek için çizmelerini çıkarmak isteyen abimi, avucunun içinde oğlum hakkını helal et yazılı kağıtla ölen diğer abimi ve babasının öldüğünden habersiz iki yaşında kameraya gülümseyen meleği gördükçe utanıyorum yaşamaktan. çünkü onların bi şekilde bizim yüzümüzden öldüğünü biliyorum, engel olamayarak yada sebep olarak. onları unutacağımızı da biliyorum. çünkü; illa 300 kişinin ölmesi gerekir; bakanın orayla ilgilenmesi, bizim bir iki günlüğüne de olsa işçi hakları ve öldürdüğümüz işçiler hakkında konuşmamız için..




onlar öldükçe,  insanlıkdan da parçaparça koptu insanlığımız. böyle insanları öldüre öldüre; insanların üstüne-başına, yediğine-içtiğine,telefonuna, gittiği yerlere bakarak değerverenlerle; insanları okuma-yazmasına göre oy kullansın, kullanmasın diyerek, o çok ileri-demokratik yapımızda "okuyan insanlar"la kaldık başbaşa.

onları bir de eleştiriyorduk siyasi görüşlerinden, kültürlerinden, konuşmalarından..unuttuğumuz bişey vardı: aynı konumda mıydık?  800 tl ile; kendisine, eşine, çocuklarına ve belki de anne babalarına yetmeye çalışıyorlardı. belki uğruna öldükleri kömürleri, partiler seçim öncesi dağıttığında  almışlardı da, almak zorundaydılar da. çünkü; biz onlara o kadar değer vermiştik.
sen yerin altına gir, alarmlar çalsa bile çalışmaya devam et, et ki açlıktan ölme; diğer fakirlere kömür çıkart, seçim zamanı da dağıtırız demiştik. dediğimizi yaptılar; yapmak zorundaydılar. onlara yapacak başka bir iş de bırakmamıştık çünkü.Bu yüzden abi-kardeş tüm aile madende çalıştılar.. açlıktan ölmemek uğruna girdikleri toprak altında ölmemeleri için alınması gereken önlemler olmadığı için öldüler; paradan dolayı öldüler.
o kıytırık üç beş odayı bile onlardan daha değerli gördük; gördük de yapmadık. 6 yılda bir bi çizme verdik onlara. kendilerini bu yüzden değersiz kabul etmeleri normal değil miydi? İşte bizi bu değersizlik öldürdü.İnsanı paradan, katırdan, partiden daha değersiz gören; sadece toprağın altındakileri değil üstündekileri de öldüren katil zihniyetler öldürdü!



ve en az 301 ölüm, 301 anne-baba 600 eş, 1200 çocuk.. binlerce dünya karardı şimdi..
peki niye öldü bu insanlar, ne uğruna öldü? o lanet yasaların uygunluğunu denetlemeyen o lanet olası insanlar yüzünden. araya para koyup; işçinin domatesini, tütününü alıp başka fırsat sunmadan insan muamelesi yapmayarak çalıştırıp, bi gecede harcayabileceği parayı o işçiye bir aylık olarak uygun görenler yüzünden. bizi öldüren bu şeyden nefret ediyorum!





Tüm ölü meleklere selam olsun!








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder